
Bilime göre, "Biz neyin nasıl olduğunu bilebiliriz. Gerekçesi yoktur ve biz niçin olduğunu tartışmayız." Bilim böyle der; çünkü bilim, evrenin bir kalbi olduğuna inanmaz. Bu yüzden bilimin penceresinden bakmakla yetinenler, evrenin ruhsallığıyla tanışamıyorlar.
Muhammet Bozdağ - Ruhsal Zeka Kitabından…
Bizi ve bu sonsuz evreni çevreleyen muhteşem enerji yumağı aslında yaşamımızın her anında sürekli çevremizde akıp durmakta. Bu enerjiyi reiki ile şifaya dönüştürmekte, fengshui ile yaşadığımız yerleri daha huzurlu ve keyifli bir hale getirmeye çalışmakta ve astroloji ile de bizi ve çevremizi saran bu büyük akımı kullanma yeteneklerimizi bir anlamda öğrenmeye çalışmaktayız. Zira bu enerjiler bazen bizim yaşama bakış açılarımızı, yeteneklerimizi yönlendirerek çevremizde akıp durmakta…
Hayatı, doğum ve ölüm arasında geçen yaşamsal kaygılar sananlar veya yaşamını yalnızca bu kaygılarla geçirenler aslında ne kadar yavan bir sofrada yemek yemekteler… Evreni oluşturan muhteşem güç bize katlardan oluşan boyutlar içinde gezinme şansı vermiş. Kimimiz bize bahşedilen 5 duyumuz ile yaşamı algılamaya çalışırken, bir kısmımızda daha öteyi görebilme yeteneklerine doğuştan sahip olabiliyoruz. Yine bazılarımız bu boyutlarda çeşitli gezintileri meditasyon veya benzeri tekniklerle geliştirirken, kimisi de doğuştan ufkun ötesini görebilme kabiliyetine sahip olabiliyor.
Halk arasında medyum olarak bilinen insanlar vardır. Bu kişilerin gelecekle ilgili çeşitli çağrışımlar alabildiklerine inanılır. Oysa medyum dediğimiz insanlar bilinmeyeni bilmekten çok, bizi çevreleyen boyutların ötesine geçebilen ve görme alanı normal insanlardan daha yüksek olan kişilerdir. Bu kişiler bizi çevreleyen kapılardan yüksek algılamaları ile zaman zaman geçiş yapabilirler ve aslında bunun gelecekten haber vermekle bir ilişkisi yoktur. Bu insanların isteyerek veya farkında olmadan algılama alanları gelişmiştir yalnızca. Bir çoğumuzun fark etmediği titreşimleri çok rahat algılayabilirler. Genellikle bu tip yeteneklerin çok özel insanlara verildiğini veya seçilmiş kişilerde bulunduğunu sanırız. Halbuki bir doktorun haritasında mesleği ile bulgular nasıl açık olarak görülebiliyorsa ve bunu doğal bir şekilde kabullenebiliyorsak aynı şekilde üstün ruhani yeteneklerde benzer biçimde hiç beklemediğimiz ve bu konulara ilgi dahi duymayan insanlarda da görülebilmekte. Bu noktada Yaratıcının bizim için uygun bulduğu kader bazen algılayabildiğimizden daha karmaşık olabiliyor.
Bir süre önce genç bir hanım bana başvurarak yurtdışına çıkabilme potansiyelleriyle ilgili astrolojik yardım almak istediğini bildirmişti. Haritasını açtığımda isterse yurtdışına gidebileceğini gördüm ama asıl haritasında dikkatimi başka bir nokta çekti. Çok yüksek spiritüel yani mistik yetenekleri olduğu görünmekte idi. Fakat bu konuyla ilgili her hangi bir talebi veya sorusu da yoktu ve doğrusu pek ilgili de durmuyordu. Kaygıları daha çok maddi konulara yoğunlaşmıştı. Sorusuyla ilgili görüşmemiz bittikten sonra mistik anlamda yüksek yeteneklerinin de olduğundan da bahsettiğimde beni şaşırtan cevaplar verdi. Sık sık astral seyahat yapabiliyor, çocukluğundan beri sesler duyabiliyor, zaman zaman görüntüler algılıyordu. Yani duru işit ve duru görü olarak da isimlendirdiğimiz yetenekleri vardı ama bunları geliştirmek bir yana bu özelliğini sevmiyor ve bastırmak içinde elinden geleni yapıyordu. Bu nokta da durum elbette kişinin kendi tasarrufudur. Ama, konu tam da bu özelliklere sahip insanlar üzerine astrolojik olarak araştırma yaptığım bir döneme denk geldiği için, haritanın bu yönü de ilgimi çekti ve bu bakış açısıyla kişinin haritasını birlikte inceleyerek astroloji severlerle paylaşmak istedim.
Bir haritada maddi yeteneklerimiz veya ilgilerimiz kadar ruhsal hayata olan meyillerimizin de keşfedilebildiği noktalar vardır. Özellikle 8. ve 12. evler arasındaki ilişki bu meyilleri destekler. Bu harita da Rasi yani ana haritada 8.evin yöneticisi Mars 12 de. Navamsa da ise, Ay 8.evde ve spritüel yetenekleri destekleyen Balık burcunda ve bu evin yöneticisi Jüpiter de 1.evde. Yine Navamsa da 12. evin yöneticisi 8 de. Yani her iki haritada da direk ruhsal yetenekleri tetikleyen evler hareket halinde. Yine ana haritada 8.evin yöneticisi Mars Ketu ile de görünümde ve Ketu 12.evin tamamını görünümde tutmakta. Diğer önemli bir nokta da yükselenin takımyıldızı Chitra. Bu takımyıldız mistik enerjiler vermesi ile meşhurdur.
Son olarak da her ne kadar Hint sisteminde Neptün kullanım dışı tutularak yorumlara eklenmese de, Neptün Güneş birleşiminin özellikle ruhsallığı ve duru görü yetenekleri tetiklediğine bir çok kez şahit oldum. Bu harita da bu birleşim akrep gibi gene bu konularla ilintili bir burçta gerçekleşmiş. Navamsa da da Ketu-Güneş birleşimi görülmekte ki, bu durumda biraz önce aktardığım etkiyi arttırır.
Diğer yandan yükselene yerleşen Satürn yaşama ciddi bir bakış ve pozitif bilimlere daha yatkın bir mizaç verirken, yükselenin yöneticisi Merkür de para evinde. Bu durum kişinin hayata maddi bir bakış açısı içinde bakmasını ve parasal konulara önem vermesini sağlar. Kişi hayata sade ve kesin hatlarla bakan bir göze sahip. Bu nedenle de yaşadığı ve bir türlü adlandıramadığı olaylara bir anlam verememekte üstelikte bu durumdan son derece rahatsız olmakta.
Ancak 36 yaş civarında gireceği Jüpiter dasa ile birlikte Satürn'de daha yoğun çalışmaya başlayarak yaşama bakışında bir değişimin geleceğini işaret ediyor. Bu genç hanım sahip olduğu yetenekleri veya güçleri diyelim, orta yaşından itibaren algılamaya başlayarak farkındalıklarını artıracak ve yaşamın yalnızca çalışma ve para kazanmadan ibaret olmayan katmanlarının tadını çıkarmayı öğrenecek.
Hepimize kendi hayat yolculuğumuzda doğru kapıları açma başarısı dilerim…
Sevgiler
Şebnem Ekşib, 09.08.2006
www.sebnemeksib.com.tr
sebnemeksib@gmail.com